İnsomnia Nedir? Beyin ve Uyku Arasındaki İlişki Nasıldır?

Uyku bozukluğu günümüzde karşımıza çıkan en yorucu sorunlardan biridir. Biz canlılar olarak günümüzün yarısını uyuyarak geçiririz. Bebeklikten, yaşlılığa kadar uykunun düzenli alınması gerekir.

Peki nedir uykunun önemi? Uyku bizim gün boyunca yaptığımız aktivitelerin, öğrendiğimiz yeni bilgilerin sınıflandığı depolandığı ve kaydedildiği zaman dilimidir. Biz uyurken beynimiz bilincimizin dışında çalışır ve gerekli, gereksiz bilginin ayrıştırılması, depolanacak bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması gibi işlemleri yapar. Vücudumuzda uyku sırasında da bir takım aktiviteler gözlemlenir. Yaralı dokuların onarılması, bütün gün çalışan organların dinlenmesi, vücuttaki toksik maddelerin ayrıştırılması, bağışıklık sisteminin güçlendirmek, bilgilerin organizasyonu uyku sırasında meydan gelir. Uykunun süresi bebeklikte, çocuklukta, erişkinlikte ve yaşlılıkta farklılık gösterir. İhtiyacımız olan uykuyu alarak zinde kalkmak günlük performansımız için çok önemlidir.

Beyin ve Uyku Arasındaki İlişki

Uykunun ‘N-rem ve Rem ‘olmak üzere iki evresi vardır. Uyku N-remle başlar yaklaşık 90 dakikada bir N-rem ve Rem uykusu birbirini takip eder. N-rem dönemi uykunun %75’ini oluşturur ve içinde üç evreden oluşur. Bu dönemde kişinin uyanıklık haline gelmesi 5 dakikasını alabilir. Normal sağlıklı bir bireyin gecelik uykusu boyunca bu fazlar 4-6 kez art arda tekrar eder. İlk dalındığında N-rem uykusunun ilk üç evresi geçilerek Rem uykusuna geçilir. Rem dönemi uykunun %25’ini oluşturur. Rüya bu dönem de görülür ve göz kaslarının çalışma hızının arttığı, kalbin çalışma hızının arttığı gözlemlenir. Uykuya daldıktan 35-40 dakika sonra bu döneme geçilir ve Rem dönemi 10-15 dakika sürer. Her 85-100 dakikada Rem dönemi tekrarlanır. Rem uykusu zihnimizin düzenlendiği ana dönemdir. Çağımızın sorunu olan İnsomnia hastalığı. Uykunun verimli geçmemesi ve dinlendirici olmaması, ya da hiç uyuyamamak olarak tanımlanır. Uyumamanın psikolojik, fizyolojik, sosyal bir çok sebebi olabilir. İlaç kullanımı, tiroit hastalıkları, ışık, gürültü, mekan değişimi , alkol veya madde kullanımı , stres faktörü ve kafein alımı uykunun kalitesini etkileyen etkenlerdir. Psikolojik olarak gerginlikler, yaşanan çatışmalar ya da kişinin özel yaşamındaki sorunlar, görülen  kabuslar, uymanın getirdiği bilinçsizlik, kontrolü kaybetme durumu kişide uykudan kaçma isteği oluşturabilir.

Uyku ve Diğer Rahatsızlıklar

 Yapılan araştırmalar TSSB’li bireylerin uykularının belirli aralıklarla bölünmesinin , uykunun kalitesinin psikolojik yaşantılarla ilgili olduğunu göstermiştir.

Çok uyumak depresyonda baş etme mekanizması olarak kullanılabiliyor ama kişinin sürekli uyuması diğer yaşamsal sorunları tetikleyebiliyor. Günlük hayat aktivitelerinin sekteye uğraması ve işlevsellik kaybı kişide ağır kaygı ve depresif ruh hali yaratabiliyor .Uykunun merkezi sinir sistemi üzerine etkileri nedeniyle uyku bozuklarını psikiyatrik hastalıkların başlangıcı ve seyrinde görülebilmektedir. Şizofrenide hakkında yapılan uyku çalışmalarında şizofreni hastalarının uyku dönemlerinde kısalma, uykuya dalamama ve fazla kabus gördükleri tespit edilmiştir. Şizofrenide uyku sorunları dikkate alınmalıdır çünkü günlerce uyuyamamak öz yıkım tehlikesini tetikleyebilir. Bipolar bozuklukta mani dönemin getirisi olarak kişi gün boyunca uyuyabilir ya da hiç uyuyamama davranışı gösterebilir. Bazı hastalar mani dönemdeyken 2 saatlik uykuyla çok dinç hissettiklerini söyleyebilirler ya da tam tersi olarak depresif bir dönemde yataktan çıkmak istemeyebilirler. Uykusuzluk psikolojik rahatsızlıklara sebebiyet verebilir ama çoğunlukla elimizdeki veriler patolojik ve psikolojik sorunların bir semptomu olarak uykusuzluğun ortaya çıktığını gösteriyor. Uykusuzluğun sonuçlarında dikkat ve konsantrasyon kaybı, bellek sorunları , günlük işlerde hatalar ve kazalar, başarıda düşüş, gerginlik, öfke nöbetleri , huzursuzluk ve şiddetli baş ağrıları gözlemlenebiliyor. Uyuyamamak bağışıklık sistemini güçsüzleştirebiliyor ve bu sebeple enfeksiyonel rahatsızlık geçirmede risk faktörünün arttığı gözlemleniyor. Bireyi en çok yoran da bilişsel sistemlerde görülen gerilemedir. Olayları kavrayamama , umutsuzluk , anlamada güçlük insanın hayattaki işlevselliğini etkileyen sonuçlarındandır.

Kaynakça: http://konahed.org/Upload/Dokumanlar/uyku_bozukluklarina_genel_bir_bakis_profdr_yavuz_selvi.pdf

http://ichastaliklaridergisi.org/managete/fu_folder/2002-03/2002-9-3-117-127.pdf

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/719115

https://noropsikiyatriarsivi.com/sayilar/2021/58_ek_1/tr/npa_58_Ek1_53-60.pdf

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


İnstagramda bizi takip et... https://www.instagram.com/psikogunluk_/